“happiness only real when shared.”
  • Din

    Bruce McLAREN, 6 February 2010, Saturday

    Lenin‘den:

    (…) Din, bütün yaşamı boyunca çalışan ve yokluk çekenlere, bu dünyada azla yetinmeyi, kısmete boyun eğmeyi, sabırlı olmayı ve öteki dünyada bir cennet umudunu sürdürmeyi öğretir. Oysa yine din, başkalarının emeğinin sırtından geçinenlere bu dünyada hayırseverlik yapmayı öğreterek, sömürücü varlıklarının ceremesini pek ucuza ödemek kolaylığını gösterir ve cenette de rahat yaşamaları için ehven fiyatlı bilet satmaya bakar. Böylelikle din, halkı uyutmak için afyon niteliğindedir. Din, sermaye kölelerinin insancıl düşlerini, insana daha yaraşan bir yaşam isteklerini içinde boğdukları bir çeşit ruhsal içkidir. (…)

  • Kelebek

    Bruce McLAREN, 6 February 2010, Saturday

    Son 2 hafta boyunca liseden sonra ilk defa McLaren haricindeki bir şeyi gördüğümde midemde kelebekler uçuştu, elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırdım, merdivenden inemedim hatta. Aşk diyoruz sanırım bu belirtilere sebep olan şeye. Bu sefer etkisinden kurtulmam 6 yıl sürmedi, hatta başlamadan bitti ama her şeye rağmen o moral bozukluğunu ve depresifliği yeniden hissetmek bile güzel şeymiş be. Hele o sabahları büyük bir hevesle yataktan kalkış var ya…

    Kategori(ler): Kişisel
  • Kızılderililer ve ofis ahalisi

    Bruce McLAREN, 5 February 2010, Friday

    Geçen akşam ofiste içip dünyayı kurtarırken konu dönüp dolaşıp Kızılderililere, oradan da Kızılderili Astrolojisi’ne kadar geldi. Alkolün de verdiği yavşaklıkla, kazık kadar adamlar bilgisayar başına geçip hangi burç olduğumuza ve anlamlarına baktık. Burç muhabbetlerine ayar olan biz, liseli kızlar gibi Kızılderili burcu muhabbeti yapıyoruz şimdi. Sonumuz hayrola. Hürriyet bozdu beni.

  • Deep Throat

    Bruce McLAREN, 3 February 2010, Wednesday

    The X-Files hayranlarına yabancı gelmeyecektir Deep Throat karakteri. Genel amacı yavşaklık olsa da pek boş konuşmayan bir adamdı. En önemli ve son kelimeleri, “Trust no one” idi, en azından benim için.

    İlk bakışta arabesk gelse de hiç de haksız değil abimiz. İnsanlar, gardını düşürdüğün anda zaman kaybetmeden bel altından vurmaya başlarlar. Hatta çoğu bunu istemsizce yapar. İnsanoğlunun doğasında var çünkü bu.

    Ara ara “lan acaba çok mu abartıyorum?” dediğim anda, uykusunda bekleyen o döngü tekrar aktif hale geçip, kaçınılmaz sona doğru yuvarlamaya başlıyor beni. Sona geldiğimde de genelde kendime kızıp, aynı hatayı tekrar yapmamak için söz veriyorum, bir sonraki döngünün başlangıcına kadar.

  • Kırılgan

    Bruce McLAREN, 31 January 2010, Sunday

    Murathan Mungan yazmış.

  • Doğa

    Bruce McLAREN, 3 January 2010, Sunday

    Sonsuza dek süren
    Bilardo ve bilardo ve bilardolarını oynayan
    Milyarlarca ve milyarlarca ve milyarlarca
    Parçacığın popüler adı olmalı, Doğa.

    Piet Hein
    (River Out of Eden, Richard Dawkins)

  • Gülemeyen adam

    Nippon, 2 January 2010, Saturday

    Adamın biri çok mutsuzmuş. Hiç bir fıkra, espri, herhangi komik bir şey onu asla güldürmüyormuş. Bu durum artık iyice canını sıkmaya başlamış ve bir gün doktora gitmeye karar vermiş. doktora gidip derdini anlatmış. Adamı dinleyen doktor,bir dizi testlere tabi tutmuş..sonuçlar eline ulaştığında,adamın hiçbir hastalığı olmadığını anlamış.bu işten bir şey anlamadığını söyleyen doktor,adamı başka bir doktora göndermiş…

    ne yazık ki orada da derdine çare bulamayan adam,duyduğu bütün doktorları dolaşmış…sonuçlar hep aynı çıkmış…gittiği bütün doktorlar bir rahatsızlığı olmadığını ve bir şey yapamayacaklarını söylüyormuş…

    böylece uzun bir zaman geçmiş…gülmeyi beceremeyen adam,çaresiz kalmış..sonunda ilk gittiği doktora tekrar gitmeye karar vermiş…tekrar geldiğini ve bu derdine bir çare bulmasını istemiş…doktor ona;fiziksel bir rahatsızlığı olmadığını bu işi psikolojik olarak çözme yoluna gitmeleri gerektiğini söylemiş….-senden öncede böyle hastalara denk geldim…benim işimde çok yorucu ,çok stresli,ama ben bunun çaresini buldum..demiş devam etmiş; -her yıl bu mevsimde meydana bir sirk kuruluyor,o sirkte akşamları bir palyaço çıkıyor….muhteşem bir şey ne kadar stresli,sinirli olursam olayım o palyaçoyu izlerken gülmekten karnım ağrıyor…bütün sinirimi unutup mutlu bir şekilde evime gidiyorum demiş…

    sana bir tavsiyem var,gel beni dinle bu akşam sende o palyaçoyu izlemeye git,bak göreceksin yıllardır gülememenin acısını çıkarıp çok güleceksin demiş…Gülemeyen adam cevap vermiş;-doktor bey ! O PALYAÇO BENİM !..

    Kategori(ler): Öylesine
  • Kaçınılası yılbaşı muhabbetleri

    Nippon, 30 December 2009, Wednesday

    Malum yılbaşı arifesindeyiz. Açıkcası içimde heycandan çok genel olarak olumsuz geçen 2009′dan kurtulma isteği var sadece. Yeni bir yıl yeni bir yaş, yeni fırsatlar, yeni umutlar, yeni hayaller demek. Bir şekilde umutların tazelenmesi gibi. Bu kadar toz pembe bir tabloyu mutlaka soldurmak isteyecek insanlar çıkacak emin olun. Hatta yakınlarınızda bu kişiler, hayır hayır kötü niyetli değiller ama sanırsam toz pembe görüntüden hoşlanmıyorlar.

    Yazının devamını okumak için tıklayın »

  • Can’ına sağlık

    Nippon, 27 December 2009, Sunday

    Bizde Can’lar kıymetlidir. İsteklerde önceklikler onun ne istediği ile alakalıdır. Bir bakarsınız onun isteği sonucunda kendini kazdağlarında bulursun, bir bakarsın düşmeden önce yalpalayan bir motorsikletin arkasında, bazende yapacak birşey yok diyip bitmesini beklersin rakı kadehinin miğdede durmayacak da olsa. Can’ın keyfi üzerine hayal kurarsın arka planda şarkı çalarken “canlısı nasıl olur” diye gene onun keyfidir seni aksi istikamete götüren. Lıkır lıkır içilen biralardan sonra kader ortaklarını korkutur Can’ın keyfi. Bazen tutamazsın o’nu, bunalır içine atar içine atar ve burasına kadar geldi bir anda bir yanardağ gibi patlar, iyi değildir onun bilinçaltında olumsuz şeyleri biriktirmek sonra düşünürsün kara kara “acaba?” diye. Can’ın çektiği balık ekmeği yedirmediler diye 3 gün laf sokarsın mesela, yada Can’ına kuvvet diyip iki kişiyi taşırsın Can’ına güvenerek. O’nun keyfinden tanırlar seni henüz ikinci gidişinde Çiçek Pasajında, Can’ına olan özlem ile sorarlar: “nerelerdesin sen abi?”. Boğazda kahvaltı hayali kurar Can, masasına tam oturmak üzereyken kala kalır öylece. Hafif kavruk esmer tenli kardeş yönlendirir börekçi bu tarafta diye. Dudak üzerinde kalan pudinktir Can, kalakalırsın duyduğunda hönk diye. Doğum günün kutlu olsun kardeşim, kare as’ımın kupa’sı :) Dikkat et kendine kıymetlidir Can’ımız, Can’ına sağlık, Can’ımız sağolsun ^_^

  • Parkinson Yasası

    Bruce McLAREN, 18 December 2009, Friday

    Bir iş, daima, bitirilmesi için kendisine ayrılan sürenin hepsini kapsayacak şekilde uzar.

    Türklerin iş yapamama yetenekleriyle birleşince, doğruluğuna dair en ufak şüphem yok bu önermenin.

(Haziran '08) — Bize bu güzel ortamı verdiği için, evrenin tek yaratıcısı Wordpress'e, bakarken orgazm olduğumuz bu temayı tasarladığı için de Berker Peksağ'a binlerce kere secde etmeyi görev biliriz. Amin.