“…..
Bir de inceden esinti çıkmıştı, kapı aralarını yalazlıyordu.
- Kaç gündür polisteymiş ?
- Bir aydır anne. Soruşturmada tek sözü, “Daha gizlide ne arıyorsunuz?” olmuş. “Her şey meydanda.” Savcı arkadaş ona yardımcı olmak istemiş. Oysa o, “Sen hukuk okudun değil mi?” diyormuş, “Güçlülerin yönettiği hukuku.” Arkadaş, her kelimesi ayrı bir suç dedi. Soruşturmayı yönetenler korkunç aleyhindeymişler…
- Peki ama ne yapmış, hırsızlık filan mı ?
- Başkalarına hırsız diyormuş.
- Ah Vedat’ım. O yoksulluğu ne bilir ki… İnsanı erkenden kocatan ve de dünyasından geçiren yoksulluğu… O hiç aç kalmadı ki! Vah benim civan oğlum, güzel gözlerine doyamadığım. Düğünlerinde oynayamadığım. Bu yaz boşuna mıydı uğraşıp didinip ekşi erik pestilleri yaydırmam o severdiye? Ben size demedim mi bir derdi var onun?
- Aklınızı başınıza toplayın anne, Vedat hatalıydı. Koca devlete karşı çıkmak, onun kurumlarını eleştirmek ne demek… Üstelik bunca para, bunca mal varken, parasız yatılı okumak. Bu bile tek başına suç. Vedat normal değildi. Siz de “Deli bu oğlum!” demez miydiniz?
- Devlete mi karşı çıkmış? Onun başı dertte. Deli mi dedim ona ben? Bunu diyen dillerim tutulsun. O hepinizden başka diye; masalları, türküleri, ağaçları pek bilirdi benzetmesine demişimdir. Ah benim hüma gözlü oğlum. Gidelim. Ben anlatırım. Bana inanırlar. Analar yalan söylemez. Söylese de iyilik için, dirilik içindir…
- Bir rapor alacağız anneciğim. Akli dengesi bozuktur diye…
- Ne?.. Sen iyice şasırdın, o en akıllınızdır.
- Başka türlü çıkaramayız. Hapse mi girsin! Hem onun suçundan bütün aile rezil oluruz. Çocuklarımıza bile kalır bu leke.
….”
Nisan 1970
Parasız Yatılı, Füruzan
24 Ekim 2008 tarihinde, Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, dünyanın en büyük blog ağı Blogger’a erişim engellendi.
Defalarca engellenen, dünyanın en büyük video ağı Youtube’a erişim aylardır, ve hali hazırda, engelli.
Adminampüldalyaprak Recep, küresel mali krizin döviz piyasaları üzerinde yarattığı dalga hakkında bir kez daha Türkiye’nin tepesinde oturan adamın ekonomiden hiçbir bok bilmediğini gözlere sokmak istercesine, “biraz da ihracatçı kazansın ya” dedi.
Üniversitelere türban takarak girmeyi serbest bırakan, yıllardır meclisin en büyük meselesi haline gelmiş, yasanın iptalinden sonra bu ülkede her zaman işe yaramış mazlumu oynama yöntemini tercih eden bir grup muhafazakar kadın, içinde “türban takınca sokakta rahat edemiyoruz” gibi çok muhteşem tespitler bulunan Baskı Altındayız isimli bir yazı ve örgütlenme oluşturdular. Ancak muhafazakarlık örneği bu hareketin sitesi Blogger üzerinden yayım yaptığı için şu anda onlar da engelli. (Türkiye, Asya ile Avrupa arasında çok önemli bir ironidir.)
Haber değil. Ama düşününce, başbakan, cumhurbaşkanı, meclis, Ankara ve İstanbul belediyeleri, -nerdeyse İzmir dahil, ki Antalya dahil- pek çok belediye.. Hatırlamak gerek, farkında varmak gerek bazen!
Tuzla’da gelecek 5 gün içinde büyük ihtimalle bir işçi daha ölecek.
Istanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dali.
Ankara’da Bir Sürrealist: İb. Melih Gökçek
Sokakta herkesin dilinde olan “iyi ki dolar borcumuz yok bilader valla” lafına ithafen; Türkiye’nin yüzmilyarlarca dolar borcu var.
Devlet Bahçeli açıkladı; Adminampüldalyaprak Recep’in dolar 1,20′yken tüm parasını dolara yatırmış. Dolar bugun 1,64 O artık daha da zengin.
Din üzerinde çok başarılı yergi kitapları yazmış Turan Dursun‘un sitesine erişim engellendi. Ee, demek ki öldürmek yetmiyormuş!
Dünya’da ve Türkiye’de özellikle Tanrı Yanılgısı kitabıyla tanınan yazar Richard Dawkins‘in sitesine erişim engellendi.
Türkiye’de 1200‘ün üzerinde web sitesine erişim engellenmiş durumda.
Bir arkadaşımın sözü, görürüm ve alkışlarım; “youtube’u, blogger’ı, porno sitelerimi, özgürlüğümü engelleyen adalet sisteminin annesini sikeyim! bu kadar da açıktır! ”
28 Ekim 2008′de dünyanın en büyük bir diğer video ağı olan Google Video’ya erişim engellendi.
…
Bunlar sizi ilgilendiriyor, mevzu Ktunnel bok püsür değil. Gelecekten korkmayan karşı çıksın. Ben korkuyorum..
baş ağrısı geçiren ve ateş düşüren her şeye karşı büyük bir önyargım vardır. enerji içecekleri içinde benzer duygulara sahiptim, özellikle redbull olanına.
geçen hafta grip karşısında domalmaya başlayınca hemen acil önlem planımı devreye soktum. detaylarından burada bahsetmeyeceğim, yapılması gerekenleri yaptım. tıbbi ilaçların üzerimde işe yaradığını ilk kez görmenin şaşkınlığını atlattıktan sonra, zaten varolan kronik tembellik ve halsizliğimin artması gibi büyüüüük bir problemle karşılaştım – tabii sovyet çalışma kampının da etkisiyle bu problem daha da büyüdü.
uyuya kalmamak için bir şeyler arıyordum ki aklıma redbull’u denemek geldi. tabii bir beklentim yoktu, hatta verdiğim paraya da acıdım ofise dönene kadar. içmeye başladıktan 5-10 dk sonra, aklından “eve gittiğim gibi yatıcam lan” gibi düşünceler geçen ben; “lan şunu da yapayım”, “şunu da değiştireyim“, “bugün bitsin ya” gibi hiç alışık olmadığım şeyler düşünmeye başladım. aldığım gazla ikinci kutuyu da bitirdikten sonra serviste uyuyana kadar mart ayındaki kediler gibi verimli bir gün geçirdim.