“happiness only real when shared.”
  • give me something to kill the pain

    Bruce McLAREN, 22 February 2009, Sunday

    bazı insanlar için hayal dünyası, gerçek dünyadan daha önemlidir. böyle düşünmek hayatı çok zorlaştırsa da, bu iki dünya arasında sürekli gider gelirler. çünkü hayallerin gerçek, gerçeklerin ise yalan olmadığını kimse onlara ispatlayamaz.

    pentagramgive me something to kill the pain

    Etiket(ler):
    Kategori(ler): Müzik
  • selektör #1

    Burak Mirac Yılmaz, 16 February 2009, Monday

    türk insanının hayatında selektör diye bi kavram var. kimsi çok kullanır, kimisi kullanmaz… ama her selektörün ayrı bi anlamı vardır aslında.

    hiç düşündünüz mü selektör yaparken “ben napıyorum yüce Rabbim” diye? hiç düşündünüz mü sizin selektör yaparken düşündüğünüz şeyi karşıdakinin doğru anlayıp anlamadığını? gerçi zaten anlamamışsa kaza oluyo genelde. nitekim selektörün bi sürü anlamı var… benim gözlemlediğim bikaçtanesi burda efenim buyrun…

    1. yol ver selektörü: selektörün en bilinen anlamıdır. üç yaşındaki çocuk bile bilir, iki yaşındakiler bilmeyebilir belki.. sol şeritten hızlıcana giderken sizin arabanızdan daha düşük model bi araba birden sağ şeritten sizin şeride tecavüz eder. veya tın tın giderek zaten büyük bi zevkle tecavüz etmektedir. arkadan hızla geldiğiniz için 1 km önceden çat çat çat verirsiniz selektörü… eğer anlayışlı ve efendi bir şöferse zaten sinyali çakar sağa geçer… yok değilse daha da uzar bu şelektör işi… inatlaşır sizinle. hele bide hafif trafik varsa ve sağ şeritte azcık yoğunsa acı çektirir… siz ne kadar makas atmamak için kendi kendinizi yiyosanız, bu arakdaşta yol vermemek için o derece kendini yer… netice olarak selektörün uzun hüzmeli aralığı git gide uzamaya başlar. ilk başlarda “çatçatçatçat” olan selektör sesi “çat-uzunuzunuzun-çat” oluverir… adam sağ tarafı boş olduğu halde yine yol vermiyosa zaten artık olay selektör olmaktan çıkmıştır. öndeki arabanın tamponuna kadar girilir ve uzun hüzmeli farlar açılır… artık selektör değildir. rahatsız etmedir… eğer öndeki inatçılığı bırakıp piskopatlığa geçerse s.çtınız zaten. zaaart diye freni bi koyar, siz arkadan çarpmış olacağınız için 8/8 (bu muydu oran?) suçlusunuz zaten. yok o kadar piskopat değilse sadece yol vermez. zaten aslında uzunları yakma olayına gelmeden önce anlaşılır öndekinin limiti. yol verecek olsa adam uzun selektörden sonra zaten verir… gelelim piskopat değilse seçeneğine… piskopat değil sadece inatçıysa yol vermez hayatta. sizde mecburen töbestafurulla diyip sağa sinyali çakıp makası verirsiniz elemana. yanından geçerkende bi “a.q.” bakışı atarsınız… sonra önüne aniden kırarsınız. maksat rahatsız etmek ya… ve bu artık olayın sonuç kısmıdır. la havle çekip bir sonraki selektöre kadar huzurlu bir şekilde devam edersiniz yolunuza….
  • kısa kısa

    Bruce McLAREN, 5 February 2009, Thursday

    - download yapmak ne güzel şeymiş, özlemişim :)
    - bu haftasonu yeni tema ve wordpress 2.7′ye geçeceğiz. veri kayıpları olabilir, dikkat.

    Kategori(ler): Öylesine
  • bazı şeyler aynı kalır

    Bruce McLAREN, 3 February 2009, Tuesday

    bu akşam canım sıkılınca eski dosyalarıma bir göz atayım dedim. eski kişisel sitem/blogum MPH‘in veritabanını buldum. dosyayı açmak biraz zahmetli oldu ama çokta iyi oldu. 14 yaşımdaki halime geri döndüm biraz. pek çok şeyi tekrar okumak yüzümü kızartsa da nefret ettiğim şeylerin halen aynı olduğunu görmek hoşuma gitti.

    mesela,

    1. halen ilk sırada ferrari var :D henüz ilkokula başlamamıştım. dedem, o zaman sadece ferrari olduğunu bildiğim(sonradan testarossa olduğunu öğrenmiştim) bir diecast getirmişti. diğer otomobillerimi gözü gibi koruyan ben nedense hep bu kırmızı otomobillere ilginç kazalar geçirtip, hurdaya çıkartıyordum. aile içinde ileriki yıllarda meselenin aslı ortaya çıkınca bir daha ferrari’nin bahsi açılmadı :) 90′ların ortasında Formula 1′e aşık olmaya başladıkça doğal olarak Senna’nın eski takımı ve ferrari’nin ezeli rakibi McLaren favori takımım oldu. 10 sene önceki kadar olmasa da hala fanatik bir McLaren taraftarıyım :)
    2. olmadığım biri gibi görünmem istenmesi. ortaokul ve lisede çevremdeki insanlar benim nasıl biri olduğuma karar vermişler ve benim bunu kabullenmemi bekliyorlardı, tabii ki böyle bir şey olmadı. dörtdörtlük insan yoktur, kompleksli insan vardır.
    3. ne yapmam gerektiğini bildiğim halde, sanki bilmiyormuşum gibi tekrar tekrar ve tekrar söylenmesi. 6 sene önce de şimdi de tam tersini yaptım ve yapmaya devam edeceğim. insanlar nerede susmaları gerektiğini bilmeli.
    4. yapmak istemediğim, hoşlanmadığım bir şeyi -bilindiği halde- yapmaya zorlanmak; aynı ortamda olmaktan hoşlanmadığım biriyle -yine bilindiği halde- aynı ortamda olmaya zorlanmak. sanırım bundan ferrari’den bile daha fazla nefret ediyorum artık :) başkalarının işine burnumuzu sokup, sevgi pıtırcığı rolüne bürünmeyi çok seviyoruz milletçe.
    Kategori(ler): Kişisel
(Haziran '08) — Bize bu güzel ortamı verdiği için, evrenin tek yaratıcısı Wordpress'e, bakarken orgazm olduğumuz bu temayı tasarladığı için de Berker Peksağ'a binlerce kere secde etmeyi görev biliriz. Amin.