“happiness only real when shared.”
  • Diş etinin canı yok mu?

    Bruce McLAREN, 28 March 2009, Saturday

    Dün Savaş ile dişçiye gittik. Savaş, kanal tedavisiyle işi kurtardı(bir de o’na sorun ehuehe). Benim durumum ise biraz daha ciddi.

    Her şey şöyle başladı:

    Bebeklik alışkanlıklarından(biberon, lazımlık vb.) vazgeçemeyen küçük beko’nun çocukluk yılları dişçilerde geçti. Geçmişten ders almayan genç beko zaten kötü olan ağız sağlığını, kola gibi asitli maddeleri bolca tüketerek daha da bozdu.

    Ve en sonunda genç beko’nun dişleri birer birer çürümeye başladı.

    Sonuç olarak, çürümelerin diş etinin bitişiyle, dişin çıktığı bölgede başladığını; günde 2 kez dişlerime masaj yaparak fırçalamazsam tüm dişlerimi kaybedeceğimi öğrendim.

    Kategori(ler): Kişisel
  • Biraz Ordan Biraz Burdan.

    İlker Aydinç, 27 March 2009, Friday

    Pazar günü ne yapsam da oy kullanmaktan kendimi alıkoysam diye düşündüm birkaç kez ancak her seferinde kahrolası gelişmiş sorumluluk duygusu baskın çıktı.Bir yandan bahaneler üretmeye çalışırken diğer yandan kim bir adet pek kıymetli oyumu hakeder diye de düşünmekteyim. Sonuçsuz kalan düşünmeler dönüp dolaşıp siyasete olan alerjime takılıyor her seferinde. İşin aslı epey derin yani temelden hoşlanmam politikadan.Özünde yalan olan bir kavramla nasıl barışık olabilirim ki?Hele ki güzelim ülkemizdeki uygulanma şeklini düşününce 5 kat artıyor mesafe.

    Konunun eğlenceli yanları da yok değil gerçi hem ne eğlence.Seçim zamanı yaklaştıkça ortalarda göremediğimiz vekillerimiz,belediye başkanlarımız bir anda heryerde oluveriyorlar.Aman Allahım! o ne enerjidir öyle?İki hafta önce bizim işyerine de daldı kıymetli vekillerimden biri.Çay saati tasarım ofisinde çalışma arkadaşlarım ile laflarken 8,9 takım elbiseli üretim bölümünden içeri daldılar tasarımcı arkadaşımın -Allah basıldık hoca! nidası ile irkildim kafamı kaldırıp gurubu görünce harbi basıldık galiba dedim kendi kendime.Yani 8,9 takım elbiseli güneş gözlüklü tip yaklaşıyordu ofise ve tekin bir halleri de yoktu.Çalışma Bakanlığı mı?Maliye mi? diye düşünürken ofisin kapısını araladım ve önden gelen vatandaşın vekilimiz sizi ziyarete geldi sözü ile mevzuyu anladım.Vekilin yüzünü göremedim,zira üstüme atladı ve başladı sarılmaya arada sallıyor,öpüyor tekrar sarılıyordu içimden noluyor leyn diye geçirirken kurtulma hesapları içerisinde bir yan hamle yaptım ama nafile güçlü adamdı, netekim kurtaramadım kendimi namus elden gidiyor galiba diye biraz panikledikten sonra yapacak birşey olmadığını anlayınca kendimi vekilimin kollarına bırakmaya karar verdim.İyi yönden bakmak lazımdı insan ömründe kaç kere bir vekilin kollarında sevilebilir,öpülüp koklanırdı?Arada işte yurdum insanı,ne güzel insan değil mi?,bunlar bizim insanlarımız vb. sözleri anlayabildim.Son olarak ben bu hallere düşcek adam mıydım ulen diye aklımdan geçirdim ve sarılma faslı bitti.Bitti derken yanyana pozisyona geçtik :) Ve vekilim ilk olarak; -İşleriniz nasıl?Var mı problem? diye sordu.-Bildiğiniz gibi kriz ortamı ancak elimizden geleni yapıyoruz dedim.-Aşacağız bütün bunları dedi.-İnşallah dedikten sonra talep toplamaya geçti.Kısaca siyaset yaptı.-Var mı bir ihtiyacınız dedi.Aklıma ulaşılması güç cansuyu kredilerinden yakınmak geldi.-EE şey diyebildim sadece zira araya daldı ve-Peki var mı Başbakanımıza iletmemizi istediğiniz bişey dedi.-Bu kred…. derken peki hadi çocuklar dedi ve hızlı adımlarla dışarı doğru katetmeye başladı.Ofise geri döndüm,kendimi kurtulmuş,rahatlamış hissettim.Sonra katılarak gülmeye başladık çalışma arkadaşlarımla.Politikladan neden nefret ettiğimi bir kez daha hatırladım bu vesile ile.

    İspanya maçına geri sayım devam ediyor.Sanırım bu kez beklentilerimiz biraz daha makul seviyelerde.Bizim taraftar anketlerinde İspanya favori açık ara.Basında ayakları yere basar bir havada.Konu futbol olunca kendimizi kaybettiğimizden ben  farklı bir atmosfer bekliyordum. Sezon açılışlarında tebessümlerle takip ettiğim kulüp yöneticilerinden gelen sezon hedefleri ile ilgili açıklamalar genellikle -UEFA kupasında final hedefliyoruz,-Şampiyonlar Ligin’de en az yarı final vb. olunca futbol konusundaki iyimserliğimiz başlı başına karikatür oluyor.

    Ne zaman film arşivini açsam elim 90 öncesi yapımlara kayıyor.Birsürü yeni film var süreklide indiriyorum ancak izleyesim yok hiç.Nadiren yeni bir film izliyorum hastalık gibi elli kere izlediğim filmleri tekrar tekrar izliyorum.The Shining bu vesile ile şiddetle tavsiye edilir.Film Stephan King’in en iyilerinden Medyum adlı romandan Stanley Kubrick tarafından uyarlanmış.Birçok Kubrick yapımı gibi sansasyonel.Kitabın çizgisinin oldukça dışında seyrediyor zira King ile epey kavga etmişler sette de.Dönemin çok ötesinde kendi icadı olan çekim teknikleri kullanmış büyük usta.Ayrıca filmde her sahnede inanılmaz detaylar var.Her izleyişinizde yeni bişeyler buluyosunuz.Gerilim unsurları da özgün ortam seslerinden türetilmiş.Jack Nicholson’da döktürüyor tabi.

    İlk kez yazıyorum çok heyecanlıyım :) Teknik altyapıyı oluşturan Berker’e ve yazıları ile emek veren tüm arkadaşlara teşekkürler.

    theshining

    Kategori(ler): Kişisel, Sinema, Spor
  • karşı camdaki çekici hatun

    Nippon, 25 March 2009, Wednesday

    Sabahları erken kalkmalıyım diyorum 3 gündür. Bünyem alışmalı buna, hem uyudukca uyuyası geliyor insanın. O nedenle kendime dedim erken kalk artık diye ilginçtir kendimde dinledi bunu…

    Yazının devamını okumak için tıklayın »

    Kategori(ler): Keyfekeder, Öylesine
  • hasta

    Bruce McLAREN, 21 March 2009, Saturday

    uzun süredir hasta olmamıştım(3 sene falan). tam bir kışı daha atlattım derken 2 gündür feci bir baş-boğaz ağrısı ve bol sümüklü burunla geziniyorum. kafayı koysam bi’ 10 gün kalkamam herhalde.

    murphy yasalarına yeni bir madde olarak eklenir mi bilmiyorum(henüz lobilere başlamadım) ama ne zaman üretkenliğimin zirvesinde olsam mutlaka kafadan 10 gün yataktan çıkamayacak kadar hasta oluyorum. bu sefer kararlıyım ama normal uyku ihtiyacı haricinde yatağa girmek yok.

    ha bu arada, biraz egomu tatmin edeyim gençler. 2008′in bu zamanları lise dönemi hariç(of ne salaktım lan o aralar) hayatımın en depresif dönemini yaşıyordum. bir yıl sonra 2009′da hayal ettiğim pek çok şeyi gerçekleştirmiş ve tam potansiyelimi kullanmaya başladığımda daha da iyisini yapabileceğimin bilincindeyim. bu yaz dönemi özellikle önemli olacak benim için. of biraz daha yazarsam boşalıcam lan!

    yazıma burada son verirkene, sizi Joe Satriani babayla başbaşa bırakıyorum gençler:

    ya, yazıyı gönderdikten sonra farketim ki 31. yazımı yazmışım. misyonumu tamamlamış oluyorum böylece. dembudemdir benim için bitmiştir, daha da gelmem.

    Kategori(ler): Kişisel, Müzik
  • Ve Kırıldı

    Nippon, 20 March 2009, Friday

    Duydum sonunda, o sesi sonunda duydum. Bir kırılma sesiydi derinlerden çok derinlerden geliyordu belkide uzaklardan. Biraz gecikmiş biraz bekletmişti ama olsun duydum o sesi. Yazının devamını okumak için tıklayın »

    Kategori(ler): Keyfekeder, Spor
  • Abazan Adam

    Nippon, 17 March 2009, Tuesday

    Evet sonunda bir kaç ay süreyle milletin iletilerinde yer tutan “Issız adam” filmini izlemiş bulunuyorum. Ama adam yapı ve davranış itibariyle fazla hararetli geldi :) . Hatta harareti abazan sınırlarını yıkan bir adam… Yazının devamını okumak için tıklayın »

  • Kalenin Çöküşü İçten Olur

    Nippon, 16 March 2009, Monday

    Bir kaleyi düşürmenin en kolay yolu onu içten fetetmektir. Maalesef bu bilginin canlı şahidi oldum bu hafta. Yazının devamını okumak için tıklayın »

    Kategori(ler): Müzik, Spor, Öylesine
  • musical death

    Bruce McLAREN, 14 March 2009, Saturday

    alex skolnick, bu ağıdı yazdığında sadece 17 yaşındaymış.

    anlatmak istediğim ama anlatamadığım pek çok şeyi bana sadece 4 dakikada tekrar ve tekrar hatırlattığın için teşekkürler alex, büyük adamsın amına koyim.

    Kategori(ler): Öylesine
  • kaçan tren

    Bruce McLAREN, 12 March 2009, Thursday

    aklıma gelmişti.

    Etiket(ler):
    Kategori(ler): Kişisel
  • 8 Mart

    Nippon, 10 March 2009, Tuesday

    Bildiğiniz üzere 8 mart dünya kadınlar günü. Belkide sadece Türkiyededir de bize dünya diye yutturuyorlardır bilemiyorum. Ama gün gerçekten önemli ve özel bir gün pek çok bakımdan hemde. Ee 8 mart demişken bu günden bahsetmeden olurmu? olmaz tabi ki

    Yazının devamını okumak için tıklayın »

    Kategori(ler): Spor
(Haziran '08) — Bize bu güzel ortamı verdiği için, evrenin tek yaratıcısı Wordpress'e, bakarken orgazm olduğumuz bu temayı tasarladığı için de Berker Peksağ'a binlerce kere secde etmeyi görev biliriz. Amin.