Aziz Nesin’in “70 YAŞIM MERHABA” daki bir öykü “Kan Yüzüğü”. Saian bu hikayeden etkilenerek bu şarkıyı yapmış. Baya etkilendim hem hikayeden hemde şarkıdan o nedenle hem hikayeyi hemde şarkıyı koyuyorum
Rap ile kalın ^_^
Yazının devamını okumak için tıklayın »
Geçenlerde torun torba ziyareti için ayıcığıma gitmiştim. Ayıcığım, Merve, Alena ve 9 torunla harika iki gün geçirdim. Gerçekten eğlenceliydi. Ayıcığıma bu kadar uzağa taşındığı için çok sinirlensemde orada bir şekilde mutlu ve huzurlu görmek içimi çok rahatlatıyor. Her ne kadar bu sefer burnu Alena’nın ki kadar ıslakta olsa genede onu görmek güzeldi
Bugün yurdumda yaşanmış ve daha önce pek bahsi geçmemiş bir özgürlük hikayesi ile karşılaştım. Kendisinin ve akrabalarının etinden sütünden yararlanma maksadıyla özgürlüğü elinden alınmış ama umudunu hiç bir zaman kaybetmemiş bir özgürlük mücadelesi. Olay 1942 yılına dayanıyor…
Uzun zamandır ( en azından 10 sene) bu kadar yalnız hissetmemiştim kendimi. Ayıcığımın Çekmeköy’e taşınması, Bado’mun babasına yardım etmesi Esmer ve Barış ile bir türlü görüşememem Selçük’ün uzakta oluşu Caso ve diğerlerinin iş, tatil, staj vs uğraşması derken uzun süredir yaşamadığım bir yalnızlık hissettim. Nasıl birşey olduğunu unutmuşum açıkcası. Hayatımı herkeslerden uzak geçirebilirim ama dostlarımdan uzak geçirmek bana acayip koyuyor yahu, hele hele de dostlarının yanında olmasına alışmış bana. Fenerbahçe – Honved maçı imdada yetişti de biraz kafayı dağıttım ama genede yeterli olmadı açıkcası. 3 bira bitti şaraba geçtim ikinci kadehteyim şuan boşlukla dolu odama karşı şerefe, yalnızlığımın şerefine içiyorum…
30 Temmuz, Can için olduğu kadar benim için de önemli bir gündü. 1 yılda önce, nefret ettiğim Bursa’dan ve oradakilerden ayrılıp rahat rahat nefes alabildiğim İstanbul’da yaşamaya başladım.
Şurası kesin ki hayatımın duygusal anlamda en zor senesiydi. Beklentilerin her zaman boş çıktığını, sana yakın insanların her zaman sandığın kadar da yakın olmadığını, aile kavramının aslında bir tutam “duygusal gösterişten” ibaret olduğunu, insanların ne kadar yapmacık olduklarını kafama vura vura anlattı bana İstanbul.
Çok fazla yazacak veya yazmaya değecek bir şey yok aslında. Lafı kısa kesip, bu ilginç Cumartesi akşamüstüsünde 1. yılımı kutlamak için hazırlık yapmaya başlayacağım.