Bugün yurdumda yaşanmış ve daha önce pek bahsi geçmemiş bir özgürlük hikayesi ile karşılaştım. Kendisinin ve akrabalarının etinden sütünden yararlanma maksadıyla özgürlüğü elinden alınmış ama umudunu hiç bir zaman kaybetmemiş bir özgürlük mücadelesi. Olay 1942 yılına dayanıyor…
Transfer dönemi gene hızlı başladı. Ronaldo, Kaka, Alonso, Mascherano, Torres, Tevez filan derken herkesin başı döndü. Kim nereye nasıl gidiyor. Kaç para ödenmiş vs ayrıca bu transfer döneminde ligimizdeki takımların standartlarını ne kadar yükselttiğini haberlerden anlayabiliyoruz. Robben Fenerbahçe’ye, Sneijder Galatasaray’a, Quaresma Beşiktaş’a bendenizi de Barcelona’ya gönderen transfer haberleri… Bu sefer büyük transferleri yada ödenen rekor ücretleri konuşmayalım. Hadi bir değişiklik olsun ülkemizdeki takımlara hem büyüklere hem küçüklere ders olması gereken bir klübü inceleyelim. Elimde Porto ve Lyon gibi örnekler varken ben aynı zamanda desteklediğim Olympic Lyon’u seçtim.
Yazının devamını okumak için tıklayın »
Berker’in ne zamandır istediği şeydi futbol yazmak. Madem o zor kalkan kıçını kaldıramıyor biz dem’de bir ilk yapıp futbol ile ilgili bir yazı yazalım dimi ama
Yazının devamını okumak için tıklayın »
“Sevmediğim tek bir ırk var o da insan.” Bu şarkı sözünü arada ileti olarak kullanıyorum etrafımdakiler ne oldu? Neden böyle söylüyorsun diye tepki gösteriyor. Eee arkadaş sen eğer doğanın düzenini bozmak için her boku yersen, tüm canlılara işkence yaparsan senin neyini seveyim ben? Yazının devamını okumak için tıklayın »
okuduğumuz kitaptan beğendiğimiz bir bölümü yazdığımız, içimizi döktüğümüz, loopa aldığımız parçaların sözlerini yazdığmız hatta canımızı sıkan şeylere küfür ettiğimiz dembudemdir’imiz 7. ayını da bitirmek üzere.
7 ay zarfında 12 aktif yazarımızla toplam 77 yazı yazmışız. bu yazılara toplam 186 yorum yapılmış. günlük ortalama 45 civarında tekil ziyaretçi tarafından okunmuşuz. bu ziyaretçiler ortalama 2 dakika sitede kalmışlar. biricik tanrımız google’dan yapılan aramalarda çoğunluğun yazarlarımızın adları ve kaldırımda yürüme adabı yazısı oluşturmuş -tabii “balığa nasıl tecavüz ederim?” gibi uç örneklerde var-.
“7 aydır nerede lan bu yeni site?” diyorsunuz biliyorum. altyapımızın gelişimini buradan takip edebilirsiniz(aslında edemezsiniz i.melih gökçek-style), tasarımın bir kısmı defterimde taslak halinde duruyor, umarım 2009 içinde tamamlamış olurum.
mecbur kalmadıkça bauhaus’un yanından bile geçmeyin. topu topu 10 parça tahtadan oluşan kitaplığın fiyatı 139 ytl!
almansın dedik bağrımıza bastık ama oha lan!
burak 26 m ankara
selam gençlik ben geldim.
seni yazar yaptık diye bi sesle uyandım. sağolun dedim önce. varolun dedim sonra ama içten bi “varolun” değildi aslında. çünkü hangi insan karşısındakinin kendinden daha çok varolmasını ister ki? insan hep daha fazla olmak ister. 1 ken 2 olmak ister ve evlenir. 3 ken 4. yü arar okey oynayabilmek için.4 ken bi 4 daha arar beach volley oynayalım der. 8 olurlar 3 kişi daha ararlar maç yapalım diye…
ama olsundu. bana açılan kapıyı daha kulbunu bile tutmadan suratına mı kapatsaydım karşımdakinin? hayır. bana yazarsın dediler, bende yazarım dedim, yazdım bile. yazıcamda sanırım. güzelmiş yazmak. evin duvarlarını boyayabiliriz artık. yaza yaza yaz bitti. bana yine az geldi, az geldim uz gittim.
netice itibariyle ben geldim dostlar, bi götlük yer açın bakalım… hadi tuna, bi yanaş canım…
Ergenlik yıllarımda tanıştığım ilk sevgilimdir. Ve de en sadığı… Ne başka bir orta beyinle aldattı beni ne de bir kere olsun sırtını dönüp “Ben buralarda tutunamıyorum artık , senin orta beyninde ben mutlu değilim
” deyip çekip gitti. Bense ilk başlarda onun kadar sadık olamadım ona, hemen parasetamollerin kollarına atıp onlarda derman bulmaya çalıştım. Ama ne fayda, onun aşkının büyüklüğünü göremeyip aciz analjeziklerden medet ummam hep “Eden bulur” hesabı onun acı intikamı ile son buldu, beni aşkını kabul etmeye zorlama tekniği katlana katlana beynimde yankılandı. (ZzZonkk efekti deterjanların üzerine yapıştırılan promosyon Cif hesabı yanında verdiğimiz hediyemizdir.)
Üniversite yıllarımın başında artık ilişkimize kimsenin girmesini istemediğini iyice idrak etmiştim ve aşkımızı herkeslerden uzak karanlığa bürüdüğüm odamın sert yataklarında yaşamaya başlamıştım. Ama her zaman sadık bir sevgili olmakla övünen ben, bu acı veren ilişki de arada da olsa enjeksiyonlar ile aldatmıştım sevgilimi … İntikamı hep çok acı olmuştur ama.
Ama çok uzun zamandır haber alamıyorum artık ondan, en son ki görüşmemizi bile hatırlayamaz oldum… Ne zamandı ki, açlıkla boğuşan midemin guruldamalarında mı , bir sigara dumanının grisinde mi yoksa şen kahkahalar attığım arkadaş sohbetlerinde mi olmuştu son buluşmamız? Nereye gittin sevgili Migren’ im, tam da Nietzsche’ yle sevgilisi migreni kıskanırken, tamam işte bizim de onlar gibi olmalı ilişkimiz, Nietzsche’ nin doğum sancıları gibi benim de doğum sancılarım olmalı sevgilim beynimde derken… Biliyorum bir zamanlar gelmeni hiç istemezdim, kapıyı çaldığında hangi analjezik kıyafetlerimi giymeliyim hangisi bana daha çok yakışır diye telaşlanır en sonunda hiçbirini giyemez çırılçıplak uzanırdım yatağıma… Özledim gel, eksiğim sensiz tamamlanamıyorum …