Bizde Can’lar kıymetlidir. İsteklerde önceklikler onun ne istediği ile alakalıdır. Bir bakarsınız onun isteği sonucunda kendini kazdağlarında bulursun, bir bakarsın düşmeden önce yalpalayan bir motorsikletin arkasında, bazende yapacak birşey yok diyip bitmesini beklersin rakı kadehinin miğdede durmayacak da olsa. Can’ın keyfi üzerine hayal kurarsın arka planda şarkı çalarken “canlısı nasıl olur” diye gene onun keyfidir seni aksi istikamete götüren. Lıkır lıkır içilen biralardan sonra kader ortaklarını korkutur Can’ın keyfi. Bazen tutamazsın o’nu, bunalır içine atar içine atar ve burasına kadar geldi bir anda bir yanardağ gibi patlar, iyi değildir onun bilinçaltında olumsuz şeyleri biriktirmek sonra düşünürsün kara kara “acaba?” diye. Can’ın çektiği balık ekmeği yedirmediler diye 3 gün laf sokarsın mesela, yada Can’ına kuvvet diyip iki kişiyi taşırsın Can’ına güvenerek. O’nun keyfinden tanırlar seni henüz ikinci gidişinde Çiçek Pasajında, Can’ına olan özlem ile sorarlar: “nerelerdesin sen abi?”. Boğazda kahvaltı hayali kurar Can, masasına tam oturmak üzereyken kala kalır öylece. Hafif kavruk esmer tenli kardeş yönlendirir börekçi bu tarafta diye. Dudak üzerinde kalan pudinktir Can, kalakalırsın duyduğunda hönk diye. Doğum günün kutlu olsun kardeşim, kare as’ımın kupa’sı
Dikkat et kendine kıymetlidir Can’ımız, Can’ına sağlık, Can’ımız sağolsun ^_^
Tanıdığım tanımadığım ismimi bilen bilmeyen herkesin uğraştığı insanım şu son iki haftadır. Kasımpaşa mağlubiyetinden sonra sahada sanki ben oynamışım da kaybetmişim gibi herkes benimle uğraşıyor bana sataşıyor hayır tamam uğraşın sorun yokda uğraşanların tamamı başka takımları tutuyorlar. Hayatımda tutkunu olduğum en büyük şey belkide Fenerbahçe. Pek çok hassas tarafım belkide. Neyse konumuza gelelim. Geçen hafta Beşiktaş’a yenildikten sonra (ki gerçekten harika oynadılar.) Galatasaraylılar Beşiktaşlılar Antepliler Diyarbakırsporlular herkes bizim takıma yükleniyor. Yahu haçlı ordusunu mu kurdunuz? Normalde böyle kenetlenseniz şimdi ülkece nerelerdeydik ama sadece rakip ulaşılmaz olunca bir araya geliyorsunuz değil mi?
Bundan yaklaşık bir on, oniki sene önceydi. Tarlamda bulunan ben büyüklüğünde ki böcekler için yeni bir öneri olarak girmişti hayatıma. Bu böcekler hayatı o kadar zor hale getirmişti ki tarlaya ekilen mahsuller daha tohum aşamasında çürüyüp gidiyorlardı. Onu işlememe tam performans ile kullanmama engel olan bu böcekler için pekçok başarısız çözümden sonra tanıştım tarlamın tarihini değiştirecek kurtarıcı ile.
Hayat bu kadar garip olunca hikayeleri de bir o kadar garip oluyor. Çocukluktan itibaren bir şekilde süper kahramanlara bağımlı yaşıyoruz. Çizgi romanlarda, çizgi filmlerde, animasyonlarda ve filmlerde sürekli hayat kurtaran, hayat değiştiren süper kahraman hikayeleri ile tanışıyoruz. Bir şekilde etkiliyor herkesi, bazende zaman zaman insanlara “benim de hayatımı değiştirecek bir süper kahraman olacak mı?” sorusunu sormak için kendileri ile başbaşa kalıyorlar. Yazının devamını okumak için tıklayın »
Bugün yurdumda yaşanmış ve daha önce pek bahsi geçmemiş bir özgürlük hikayesi ile karşılaştım. Kendisinin ve akrabalarının etinden sütünden yararlanma maksadıyla özgürlüğü elinden alınmış ama umudunu hiç bir zaman kaybetmemiş bir özgürlük mücadelesi. Olay 1942 yılına dayanıyor…
Birazdan bahsedeceğim hikaye anne baba ve ikiz çocuklardan oluşan çekirdek bir ailenin hikayesi . Yaşamlarına mutluluk içinde devam ederken zaman içerisinde birbirlerini tanıyan sonra birbirlerine mecbur olduklarını anlayıp hayatlarını evlenerek birleştirenilerleyen zamanlarda ise hayatlarının meyvesi olarak ikiz çocukları olan bir aile.
Sabahları erken kalkmalıyım diyorum 3 gündür. Bünyem alışmalı buna, hem uyudukca uyuyası geliyor insanın. O nedenle kendime dedim erken kalk artık diye ilginçtir kendimde dinledi bunu…
Duydum sonunda, o sesi sonunda duydum. Bir kırılma sesiydi derinlerden çok derinlerden geliyordu belkide uzaklardan. Biraz gecikmiş biraz bekletmişti ama olsun duydum o sesi. Yazının devamını okumak için tıklayın »
türk insanının hayatında selektör diye bi kavram var. kimsi çok kullanır, kimisi kullanmaz… ama her selektörün ayrı bi anlamı vardır aslında.
hiç düşündünüz mü selektör yaparken “ben napıyorum yüce Rabbim” diye? hiç düşündünüz mü sizin selektör yaparken düşündüğünüz şeyi karşıdakinin doğru anlayıp anlamadığını? gerçi zaten anlamamışsa kaza oluyo genelde. nitekim selektörün bi sürü anlamı var… benim gözlemlediğim bikaçtanesi burda efenim buyrun…
Son 1 haftadır, çocukluk ve şimdiki hedeflerimle(aslında hayallerim) hatta hayatla yüzleşiyorum. İlkokulda etüde giderdim(o zamanlar etüd diyorlardı nedense, doğru yazdığımdan bile emin değilim), beni Tarık Tarcan‘a benzeten bir İngilizce öğretmenimiz vardı. Neden benzettiğini anlamadım hiçbir zaman. Neyse, konumuz bu değil zaten. 5. sınıfın sonu yaklaştıkça azalan dersler nedeniyle boş boş oturuyor, ortaokulun nasıl olacağı hakkında konuşuyorduk. Sanki ortaokula başlayacak olmanın ağırlığı yetmiyormuş gibieh, o zamanlar hayatımızdaki en büyük sıçramaydı bu) yapmak istediğimiz şeyleri yazmamı istemişti öğretmenimiz.
Yazının devamını okumak için tıklayın »